Halk Ozani Arif Bilgi

YANIYOR, AMAN DOSTLAR, YANIYOR İÇİM

HER NEREYE VARDIM İSE, SIĞMADI ŞU DÖRT KEÇİM

          İçtenlik, açıklık taşıyan, yaşama bakışı sergileyen, yaşam kokan, ilişkilerdeki güvensizliği vurgulayan bu güçlü dizeler, 1902 yılında doğan Bademli'li bir ozana, Arif Bilgi'ye özgü.

Arif Bilgi, toprağa bağlı bir ekonomik yapı içinde kişiliğini oluşturmuş, bulunduğu kesimin dertlerini, sevgilerini duymuş, tatmış; özlemlerini yansıtmıştır. Kısaca ozanın şiirine, içinde bulunduğu, toprağa bağlı ekonomik yaşamın ilişkileri egemendir.

1939 yılında yaşadığı ortamdan etkilenen Arif Bilgi'nin dili çözülmüş, 1949 yılında ablasının ölümünden dahada etkilenmiş ve 18 yıl süresince şiirler söylemiş, bunları çocuklarına not ettirmiştir.

Arif Bilgi, her konuda düşünmüş, duymuş, bunları dile getirmiştir. Duygularını yansıtırken de gördüklerini, gözlediklerini, algıladıklarını tek ölçü olarak alır. Sevgileri, özlemleri, toplumun eksik ya da yanlış yanlarını vurgularken, en ince ayrıntıları gören bir fotoğraf makinesidir. Öyle bir makine ki, her şeyi yalınlığı ile, çıplaklığı ile aktarır; ne eksik, ne de fazla. Yergilerinde bile bir içtenlik, bir canlılık vardır. Etkilenen değil, duyan düşünen ve yansıtandır. Onun şiirlerinin ortak özelliğidir bu. Bir anlamda gerçeği engelsiz anlatma, eksiksiz yansıtma, kişiliğinden gelen bir zorlamadır. Kötü olan, acımasız olan kim olursa olsun, kötüdür, acımasızdır.

Ozandaki en belirgin özellik, ele aldığı çokça konuya, gerçekçi yansıtmayı, doğruyu, engelsiz anlatmayı egemen kılmasıdır. Bu ilkeden sapmadan, yaşa­mından, yaşamdan kesitler verir.

Çevresini, ilişkilerini olumlu - olumsuz yönlerden yansıtmayı görev bilen, iş edinen ozan, arının çalışkanlığını insanlara örnek gösterirken, hayranlığını da gizleyememektedir:

HAYRANIM AMAN DOSTLAR ARININ SANATINA

HİÇ BİR ŞEYDE BULAMAM BU HAYATIN TADINI

KENDİ KÜÇÜK BİR SİNEK, ALEME HAYRET VERİR

İNSAN OLAN İNSANA BİR KUVVET, GAYRET VERİR.

Ozan zamanın kısalığının amaca, başarıya ulaşmada engel sayılamayacağını arı örneğini vererek söyler:

KIRK GÜNLÜK ÖMRÜ İÇİN, BÜTÜN DAĞ TAŞ DOLAŞIR

ÖMRÜ KISA OLSA DA, HER HEDEFE ULAŞIR

Ozanın yaşamında, yaşamından kesitler olan şiirlerinde en çok görülen kor başında kuşkusuz doğa gelir. Bunda toprağa bağlı yaşamının, çobanlığını yadsınamaz. Uğraşılarını dile getirirken de seçtiği öğeler doğadandır:

ÇOBAN YAPTIN FELEK BENİ ŞU İHTİYAR YAŞIMDA

SEVDALANDI YÜRECİĞİM BİR DUMAN VAR BAŞIMDA

ALEV SAÇAN DAĞLAR GİBİ YANAR, SÖNER, TÜTERİM

ŞU ISSIZ SARP DAĞLARDA KOYUN KEÇİ GÜDERİM.

 

aOzanın Şiirlerinden bir demet;

REFİK AHMED’E MEKTUP  

Ey Üstad sorarsan tarifçemizi

Dağların başında tütenlerdeniz

Bir zaman gelir de anarsan bizi

Bir garip kuş gibi ötenlerdeniz

 

Ezelden babadan gelen bir soyun

Kadere kısmete eğerek boyun

Sırtında kepenek önünde koyun

Şu tenha dağlarda güdenlerdeniz

 

Kırlarda geçiyor baharım yazım

Aşığım ses vermez kavalım sazım

bir şeyler karalarım okunmaz yazım

Hüdai bir nebat bitenlerdeniz.

 

AŞK

 

İki kütük birbirine değmeden

İçin için tutuşupta yanar mı

İki aşık birbirini sevmeden

Ak gerdana karanfiller konar mı

 

Bahar olup gonca güller açmadan

Yeller esip mis kokusu saçmadan

Yar elinden aşk şarabı içmeden

Yürekteki aşk ateşi söner mi

 

GÜZEL

 

Güzel senin her yerin petekli bala benzer

Dertlere derman olan bir oğul balı mısın

Kızaran yanakların kırmızı güle benzer

Bülbüle medar olan bir kiraz dalı mısın

 

Dalınızda her daim şen bülbüller öter mi

Bin bir çiçek kokusu havanızda tüter mi

Kabaran göğsünüzde nar turunç da biter mi

O Hikmet-i Hüdanın sen kendi eli misin

 

Bakıyorum yaz bahar kış ile güz hep sende

Hayretlere düşmez mi gören aşık bu fenne

Bir mucize görünür hilesiz beyaz tende

Gölgelerde yetişen bir yayla balı mısın

 

Sürmeli ahu gibi ne yaman bakışın var

Yüreklere su gibi ne güzel akışın var

Kıymet paha biçilmez başka bir nakışın var

On dört yılda dokunmuş çimenli halı mısın

 

ŞEHİR KIZI

 

Alma şehir kızını

Çekemezsin nazını

Dört endaze basmayla

Tutamazsın Ağzını

 

Pudra ister yüzleri

Çorap ister dizleri

Kendi bülbül olsa da

Üzücüdür sözleri

 

Sana bir çorba bular

Başına takar yular

İcabında biner de

Tutup çeşmede sular

 

KÖYLÜ KADINI

 

Kadın evin çiçeği

Hem kölesi köçeği

İcabında zavallı

Yük taşıyan eşeği

 

Çiçeğinin sarısı

Kovanların arısı

Amanın ne zor imiş

Olma köylü karısı

 

Harmanı savur karı

Çocuğu doğur karı

Yemeği tuzsuz yaptın

Ah melun gavur karı

 

Eşeği suladın mı

Çorbayı buladın mı

O dam başı akardı

Çıktın yuğuladın mı

 

Yorganı kapladın mı

Bahçeyi çapladın mı

Yine dündeki gibi

Sopayı hakladın mı

 

ALDI GELİN

 

Ey kaynana kaynana

Kızdırma yeter bana

Düvenin arkasından

Takılır gider dana

 

Ben İstanbul kızıyım

Bir şafak yıldızıyım

Kaynanamın kalbinde

Saplanan bir sızıyım

 

Gözlerim fala benzer

Tenim kefale benzer

Hilesiz ak gerdanım

Petekli bala benzer

 

Güzel olan harçlıdır

Efendisi borçludur

Yari güzel olanın

Kendisi oruçludur

 

KAYNANADAN GELİNE

 

Kaynana der ki gelin

Kırılsın boynun belin

Oğlancığımı şaşırttı

Pudran pulun telin

 

Endamın foyasına

Dudağın boyasına

Para pul yetişmiyor

Fistanın oyasına

 

Var mı yok mu demezsin

Yağsız yavan yemezsin

Bu günkü giydiğini

Yarın için giymezsin

 

Alacaklı kapıda

Oğlan gezer sapuda

Babamdan kalan tarla

İpotektir tapuda

 

Tapu durur kasada

Oğlan kara tasada

Sen roman okuyorsun

Gece gündüz masada

 

FAKİRLİK

 

Kalmadı ey dostlar hayatın tadı

Fakiri şaşırttı işte bu zaman

Dolaşır ortada paranın adı

Gittikçe halimiz yaman mı yaman

 

Bir günlük kazancım bir kilo bakla

Pirincin taşını sen ol da akla

Yaradan Allah’ım beterden sakla

Namerde dedirtme bizlere aman

 

Fakire oluyor işte oluşlar

Yaz gitti ah gene geliyor kışlar

Zenginin gözleri fal gibi ışlar

Katmadık ambara bir torba saman

 

 

GÖNÜL

 

Aşıkların gözü yaşta

Dertleri var başka başka

Düşme vazgeç sonsuz aşka

Gönül sana demedim mi

 

Aşıklara dünya dardır

Başa yağan dolu kardır

Çekilmeyen derdi vardır

Gönül sana demedim mi

 

Bu iş başka bir iş değil

Her güzele verme meyil

Hemen sevme biraz sevil

Gönül sana demedim mi

 

Fayda yoktur her güzelden

Farkın olmaz bir gazelden

Ben bu sözü ta ezelden

Gönül sana demedim mi

 

AĞLIYORUM

 

Gözlerimden akar yaşlar

Baksanıza oy gardaşlar

Medar olmaz o yoldaşlar

Her gün için ağlıyorum

Sular gibi çağlıyorum

 

Bencileyin olmuş var mı

Özü kanla dolmuş var mı

Bir gül iken solmuş var mı

Her gün böyle ağlıyorum

Kara yazma bağlıyorum

 

Dolaşırım gurbetlerde

Düştüm dermansız bir derde

Merhamet yok hiçbir erde

Ağlıyorum ağlıyorum

Yürekleri dağlıyorum

 

Bu ellerde ne ararım

Bir aşığım yok kararım

Bir yolcuyum yol sorarım

Ağlıyorum ağlıyorum

Şu gönlümü eyliyorum

 

Terk eyledim mekanımı

Cennet gibi iskanımı

Yazıp yazıp destanımı

Ağlıyorum ağlıyorum

Aşk türküsü söylüyorum

 

Bu aşk beni öldürecek

Düşmanımı güldürecek

Beni candan yıldıracak

Ağlıyorum ağlıyorum

Yüreğimi dağlıyorum